Blog

Sosyal medya kullanımı çocuklarda Dikkat Eksikliği’ni tetikliyor

Bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, sosyal medya kullanımının Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nu (DEHB) tetiklediğini ortaya koydu.

Amerikan Tıp Derneği’nin iki yıl boyunca yaptığı çalışmalarda, 15-16 yaş arası 2 bin 600 lise öğrencisi gözlemlendi.

Araştırmada, öğrencilerin sosyal medya platformlarının ve mesajlaşma uygulamalarının arasında bulunduğu 14 platformu ne sıklıkla kullandığı incelendi.

İki yıllık dönemde ortaya çıkan sonuçlar, sosyal medyayı sıklıkla kullanan öğrencilerde dikkat eksikliği semptomlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Sosyal medyanın hızı çocukların dikkat sürelerini düşürüyor

Psikiyatrist ve Psikoterapist Prof. Dr. Kemal Sayar, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ya da diğer dikkat eksikliği sorunları ile sosyal medya kullanımının bağlantısını ortaya koyan birçok çalışma olduğunu söylüyor.

Prof. Dr. Sayar, Amerikan Tıp Derneği’nin bu çalışmasını değerlendirirken dikkat edilmesi gereken bir nokta olduğunu hatırlatıyor ve bunu şöyle açıklıyor:

“Yapılan araştırmaların niteliği gereği, bu iki olgu arasında bulunan tüm bağlantılar korrelasyonel bağlantılardır, nedensel bağlantılar ortaya koymaz. Yani ‘Sosyal medya kullanımı mı çocukların dikkat sürelerini azaltıyor, yoksa zaten dikkat problemleri yaşamaya meyilli çocuklar mı sosyal medyaya daha düşkün’ henüz bunun cevabını veremiyoruz. Ancak bu etkileşimin iki yönlü olabileceğini ve ikisinin de birbirini pekiştirdiğini düşünmek çok da yanlış olmaz. Sosyal medyanın hızı ve kısa dikkat sürelerini besleyen yapısı, çocukların henüz gelişmekte olan zihinlerini, dikkat sürelerini minimum düzeye indirecek şekilde yoruyor.”

Sosyal medya kullanımı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nu neden tetikliyor?

Sosyal medya çocukları adeta uyaran bombardımanına tutuyor. Herhangi bir sosyal medya sitesine baktığınızda bir paylaşıma birkaç saniye için üzülürken, hemen altındaki paylaşıma birkaç saniye için gülebiliyorsunuz. İnternette her şey çok hızlı ve çok yoğun yaşanıyor.

İnternette özellikle çocuklar için içerik hazırlayanlar da yeni çağın kısa dikkat kurallarına uygun içerik hazırlıyorlar. Çocukların zihinleri de doğal olarak hızlı sahnelere, renklere, seslere ve dikkatlerini birkaç saniye için çekmek için tasarlanmış bu içeriklere uyum sağlıyor. Günlük hayatta neyi pratik ederseniz o konuda o kadar iyileşirsiniz. Şimdiki çocuklar çok küçük yaşlarından itibaren dikkatlerini en fazla birkaç dakika bir şeye vermeye alışıklar. Bu yüzden okulda, sosyal hayatta ve evde de aynı hızlı akışı arıyorlar.

Çok fazla sosyal medya kullanımı diğer konulardan (derslerden, sosyal hayattan) uzaklaşılmasını mı sağlıyor?

Sosyal medyanın kesinlikle çocukların sıkıcı buldukları şeylerden kaçmalarına yarayan bir tarafı var. Dersler ve ödevler uzun dikkat süreleri gerektiriyor ve günümüz çocuklarının kısa dikkat süreleri ile uyum sağlayamıyor. Bunun için eğitim sisteminin yeni neslin gereklerine biraz daha adapte olması gerekiyor. Üstelik sosyal medyada canlı, hızlı ve eğlenceli bir hayat varken tabii ki birçok zaman teknolojiyi tercih ediyorlar. Günümüzde çocuklar okuldan geldiklerinden yattıkları ana kadar bir ekranı bırakıp diğerine bakıyorlar. Ebeveynler çocukların artık arkadaşları ile zaman geçirmek yerine ekrana bakarak zaman geçirmeyi tercih ettiklerini görüyorlar.

Sanal iletişim ve sosyalleşme hiçbir zaman yüz yüze iletişimin yerini tutamaz. Burada ebeveynlerin dikkat etmesi gereken nokta sosyal medya kullanımının çocuğun hayatının diğer alanlarını olumsuz etkilememesi çünkü ekran bağımlılığı sorunları bu şekilde kendini gösteriyor.

Bu araştırma gençler üzerinde yapıldı. Sosyal medya sadece gençleri mi etkiliyor?

Beyin gelişimi 25 yaş civarına kadar kadar tamamlanmayı sürdürür. Şimdiki gençlerin sosyal medya ile geçirdikleri süre gelişmekte olan beyinlerinin şekillendiriyor. Ancak yakın dönem çalışmalardan biliyoruz ki beyin daha sonraki yaşlarda da yeni hücreler üretmeye ve -belki gençlikteki kadar olmasa da- şekil değiştirmeye devam ediyor. Bu anlamda düşündüğümüzde sosyal medya hepimizi etkiliyor. Sosyal medyayı biz de elimizden bırakamaz olduk. Televizyon izlerken ya da evde sohbet ederken bile aynı anda birçok uygulamada geziniyoruz.

Yaşadığımız çağ her ne kadar “multi-tasking” çağı olarak adlandırılsa da yapılan araştırmalar birden fazla işi aynı anda yapabilme yeteneğimizin kısıtlı olduğunu gösteriyor. Dikkatimizin hem sosyal medyaya hem gerçek hayata bölünmüş olması, yaptığımız tüm işlerin kalitesini düşürüyor ya da işlerimizi daha uzun zamanda tamamlamamıza sebep oluyor. Sosyal medyayı elimizden bırakamamamız aynı zamanda gece uykularımızın daha kalitesiz olmasına sebep oluyor. Ekranlardan yayılan mavi ışık dalgaları geceleri vücudumuzun uykuya geçmesi için salgılanan melatonin hormonunun salınımını engelliyor. Böylelikle uykuda geçmede zorluk yaşamamıza, uyandığımızda yorgun hissetmemize sebep oluyor.

Genel anlamda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun sebepleri neler?

DEHB, beyindeki nörotransmiter denilen hormonlarda meydana gelen bir dengesizlikten kaynaklanan nörobiyolojik bir bozukluk. Yapılan çalışmalar, DEHB geliştiren çocukların %50’sinin anne ya da babasından birininde de DEHB tanısı ortaya çıktığını gösteriyor. Yani DEHB’nin genetik geçişli olduğunu biliyoruz. Ancak, pek çok genetik temelli problem gibi DEHB’nin gelişip gelişmeyeceği gibi çocuğun hayatında ne şiddette bir problem oluşturacağı da doğduktan sonra oluşan çevresel faktörlerden tetiklenebiliyor.

Çalışmalar, çocuğun bir günlük rutinin olmayışı, bozuk aile yapısı, fazla sosyal medya kullanımı, erken doğum, hamilelikte alkol ve sigara kullanımı gibi pek çok faktörün DEHB ile ilişkisini bulmuş durumda.

Ancak çocukların dikkat sürelerinin kısalması ile dikkat bozukluğu yaşamaları arasında fark olduğunun altını çizmek gerekir. Amerikan Tıp Birliği’nin yaptığı çalışmada da gördüğümüz sosyal medyanın dikkat sürelerini kısalttığı yönünde bir trend olduğudur.

DEHB tedavisi için aileler neler yapabilir? Çocukları sosyal medyadan uzaklaştırmak yeterli olur mu?

Ebeveynler çocuklarını teknolojinin zararlı etkilerinden korumak için sosyal medya kullanımlarına sınırlama getiriyorlar. Ancak çocuklarımızı evin içinde her ne kadar daha fazla kontrol edebilsek de evin dışındaki kullanımlarına çok fazla kısıtlama getiremiyoruz. Yani çocukları sosyal medyadan tamamen uzaklaştırmak diye bir şey pek mümkün değil. Bu yüzden yasaklamak yerine hayatının diğer alanlarını olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde denge kurabilmesine yardımcı olun. Bunun için en etkili yol bizim onlara rol model olmamız çünkü çocuklar yasaklardan çok çevresine bakarak, rol modellerini taklit ederek öğrenir. Eğer yemek masasında biz telefonumuzu elimizden bırakmıyorsak çocuğumuzdan bunu bekleyemeyiz.

Bir diğer yol da çocuğun teknoloji ile harcayacağı enerjiyi başka bir alana yönlendirmek. Yani çocuğa fazla kontrol ve katı sınırlamalar getirmekten ziyade, çocuğun ilgisini ve hobilerini başka yönlere kanalize etmek işe yarar. Aynı zamanda çocuğunuzla beraber kitap okumak, yapboz yapmak gibi dikkat ve konsantrasyon gerektiren aktiviteler yapmak çocuğunuzun dikkat kasını çalıştırmasına yardımcı olur. Eğer çocuğunuzun dikkatinin akranlarına göre çok daha çabuk dağıldığını, aşırı hareketli olduğunu ve dürtüsel davranışlar sergilediğini düşünüyorsanız bir uzmanın fikrini alabilirsiniz.

İnsanları sosyal medyaya yönelten şey nedir?

Sosyal medyanın bir aydınlık bir de karanlık yüzü var. Bazen uzun zamandır görüşmediğimiz arkadaşlarımızla temas kurmak için ya da uzakta yaşayan akrabalardan haber almak için kullanıyoruz. Bazen de sosyal medyayı sağlıklı bir sosyalleşmeden ziyade kendimizi diğer insanlarla kıyaslamak, takipçi sayımız üzerinden özdeğerimizi değerlendirmek ve yüzeysel tebrikler göndermek için kullanıyoruz. Tüm bu etmenler sosyal medyayı günlük hayatımızın bir parçası haline getiriyor.

Ayrıca internetin sosyal medya, mesajlaşma, elektronik posta üzerinden sürekli değişen bir içerik sunuyor olması, bizi sık sık bu siteleri kontrol etmeye yöneltip neredeyse bağımlılık yapıyor. Facebook’u ya da Instagram’ı üst üste güncelleyip ilgilinizi çeken birşey bulamadığınızda beş dakika sonra daha ilginç bir şeyin gelmiş olabileceğine dair umudumuz hiç bitmiyor.

Bir yandan da sosyal medya bizi gündelik hayatımızın sıkıntılarından aniden uzaklaştıp kafamızı dağıtmamızı sağlıyor. Bu yüzden özellikle stres altında olduğumuz zamanlarda sosyal medya kullanımımız artıyor. Yani sosyal medya günlük hayattan ani bir kaçış kapısı, bizi ne zaman ödüllendireceğini bilmediğimiz bir kumar ve aynı zamanda işlevsel olabilen bir sosyalleşme aracı.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir